Tarık Buğra Kimdir Hayatı Eserleri

Tarık Buğra Kimdir Hayatı Eserleri

Tarık Buğra Kimdir Hayatı Eserleri, Tarık Buğra 1918 yılında Konya’nın Akşehir ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. İlk ve ortaokul yıllarını Akşehir’de geçiren Buğra, ortaokul ‘da çeşitli dergilerde yazılar yazan ve daha sonraları İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde edebiyat ve sanat tarihi dersleri veren Rıfkı Melül Meriç’ten ders aldı. Lise öğrenimine İstanbul Lisesi’nde devam eden Buğra; yazar, gazeteci ve öğretmen Hakkı Süha Gezgin’in ve Türk Halk Edebiyatı’nın meşhur araştırmacısı Pertev Naili Boratav’ın öğrencisi oldu. Bu iki önemli ismin Buğra üzerindeki etkileri Buğra’nın lise döneminde yazar olmaya karar vermesinde aktif rol oynadı. Buğra bu dönemde Tarık Nazım adıyla hikayeler ve şiirler yazdı. İstanbul Lisesi’nde yatılı olarak kalan Buğra, okulun yatılı bölümünün kapatılmasıyla Konya’ya geri döndü ve Konya Lisesi’nden mezun oldu. Üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ile adım atan Buğra, mezun olmadan Hukuk Fakültesine geçiş yaptı. Hukuk Fakültesi’nde de aradığını bulamayan Tarık Buğra Edebiyat Fakültesi’ne kaydoldu, ancak bu fakülteden de mezun olamadı.

tarik bugra hayati ve eserleri 150x150 Tarık Buğra Kimdir Hayatı Eserleri

Tarık Buğra

Buğra 1947’de Babası Nazım Bey’in yardımlarıyla Nasreddin Hoca Gazetesini çıkardı ve ilk gazetecilik deneyimi başlamış oldu. Buğra daha sonraları; Vatan, Yenigün, Milliyet gibi tanınmış gazetelerde ve haftalık Yol dergisinde de yazılar yazdı. Edebiyat aşığı olan Buğra, Devlet Tiyatroları’nda Edebi Kurul üyeliği görevlerinde de bulundu.

Tarık Buğra’nın ilk piyesi askerliği sırasında yazdığı “ Akümülatörlü Radyo” idi. Bu eseri Şehir Tiyatroları’nda oynanmaya başlayınca Buğra, piyesini “Yalnızlar” adlı roman olarak düzenledi. Buğra’nın tanınmasına neden olan asıl yazısı, Cumhuriyet Gazetesi’nin açtığı bir yarışmada ikincilik kazanan “Oğlumuz” adlı hikayesi oldu. Oğlumuz’u, Yarın Diye Bir Şey Yoktur ve İki Uyku Arasında isimli ve Hikayeler isimli eserleri izledi.

Buğra’nın hikayelerindeki en büyük ortak nokta, öykü kişilerindeki benzerliklerdir. Buğra’nın kişileri bilgi, yaşayış, düşünüş yönüyle çok da farklı olmayan insanlardır. Öykü karakterlerindeki bu benzerliğin yanında, bütün karakterleri hikayeleriyle bütünleşmiştir. Buğra’nın hikayelerinin kahramanları çoğu zaman iyilik ve iç güzellikleriyle ön plana çıkar. Buğra öykülerinde kadın kahramanlarının fiziki güzelliklerini değil ruhlarındaki iyiliği okura yansıtır.

Yazarın 1955’te “Siyah Kehribar” romanının ardından 1963’te Küçük Ağa’yı yazdı. Buğra, Küçük Ağa’da Kurtuluş Savaşını, savaşın merkezinden değil küçük bir kasabada kasaba halkının gözüyle anlatmıştır. Küçük Ağa’nın devamı niteliğinde olan Küçük Ağa Ankara’da 1967 yılında yayınlandı. Buğra, 1976’da Firavun İmanı’nı, 1978’de Dönemeç’i, 1979 ‘da Gençliğim Eyvah ve 1981 ‘de de Yağmur Beklerken adlı romanlarını okurlarına sundu. Buğra bu romanlarında daha çok Cumhuriyet’in evrelerini ve demokrasi yolunda yaşanan çalkantıları dile getirdi. Buğra İbiş’in Rüyası ile 1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışmasın’ da Başarı Ödülünü aldı. Buğra’nın kurtuluş yıllarını kaleme aldığı ünlü eseri Osmancık ise Milli Kültür Vakfı Edebiyat Armağanı’na layık görüldü. Yazarın Yağmur Beklerken adlı eseri Türkiye İş Bankası Büyük Ödülü’nü aldı. 1991 yılında Buğra’ya Devlet Sanatçısı ünvanı verildi. Buğra’nın Ayakta Durmak İstiyorum ve Üç Oyun kitaplarındaki piyeslerinin hepsi sahnelendi. Romanları Tv dizisi olarak yayınlandı. Buğra, yazdığı fıkra türü yazılarını Gençlik Türküsü adıyla yayımladı. Gezi Notlarını içeren yazılarını Gagaringrad adıyla, denemeleri ise Bu Çağın Adı başlığıyla okurlarıyla buluşturdu.

Buğra, Kanser tedavisi gördüğü sırada Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 26 Şubat 1994 ‘te hayata gözlerini kapadı.

Etiketler:

Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz